Kafkas Albanya ve Atropatena: Odlar Yurdunun İlk Devlet Mirası
Güney Kafkasya’nın zengin coğrafyasında kadim devletçilik teşekkülü, M.Ö. IV. yüzyılda Atropatena ve Kafkas Albanya krallıklarının sahneye çıkışıyla kurumsallaşmıştır. Hazar Denizi havzası ile Kafkas Dağları silsilesi arasında uzanan bu topraklar, stratejik kervan yollarının kavşağında müstakil bir idari, iktisadi ve medeni nizam inşa etmiştir. Albanya Devleti; 26 farklı kabilenin birleşimiyle kurulan, yazılı kanunları ve özgün alfabesi bulunan köklü bir siyasi birliktelik idi.
Kafkas Albanya’sının başkentleri önce Kebele, ardından Berde şehirleri olmuş; bu merkezler İpek Yolu güzergâhında uluslararası ticaret ve zanaat vahalarına dönüşmüştür. Bölgedeki antik taş yazıtlar, Göller Yöresi ve Gobustan petroglifleri, Kafkasya’nın otokton Türk kavimleri ve yerleşik halklarının estetik derinliğini ve bin yıllara uzanan mitolojik hafızasını günümüze aktarmaktadır.
Şirvanşahlar Devleti ve İslami Medeniyet Rönesansı
İslam medeniyet dairesine dâhil oluşla birlikte Azerbaycan şehirleri; felsefe, astronomi, mimari ve edebiyat alanında Şark Rönesansı’nın öncü merkezleri haline geldi. Bu dönemin en uzun ömürlü hanedanı olan Şirvanşahlar (861–1538), Hazar kıyısında sağlam surlarla tahkim edilmiş Bakü merkezli görkemli bir devlet idaresi vücuda getirdi. Bakü İçerişehir’de yükselen Kız Kulesi ve Şirvanşahlar Sarayı Külliyesi, bu mimari dehanın müşahhas delilleridir.
Aynı çağda Gence ve Şirvan medreseleri, dünya edebiyat mirasına ölümsüz eserler armağan eden dâhileri yetiştirmiştir. Nizâmî-i Gencevî’nin beş mesnevisinden oluşan “Hamse”si; adaleti, sevgiyi ve beşeri erdemleri merkeze alarak sadece Doğu’nun değil, evrensel tefekkürün zirvesine yerleşti. Hakanî Şirvanî, Felekî Şirvanî ve sonrasında Nesîmî ile Azerbaycan Türkçesi felsefi ve lirik kudretini tahkim etti.
Safeviler, Afşarlar ve Bağımsız Azerbaycan Hanlıkları
1501 yılında Şah İsmail Hatai’nin Tebriz’de tahta çıkışıyla kurulan Safevi Devleti, Azerbaycan Türkçesini ordu ve saray dili haline getirerek geniş bir imparatorluk coğrafyasında hüküm sürdü. Safevi idaresi ve sonrasında Avşar hükümdarı Nadir Şah’ın vefatının (1747) ardından, Azerbaycan coğrafyası merkezi otoriteden bağımsızlaşan yirmiye yakın hanlığa taksim oldu: Karabağ, Şeki, Gence, Kuba, Şirvan, Bakü, Nahçıvan ve Revan Hanlıkları.
Bu dönemde Penahali Han tarafından 1752’de sarp kayalıklar üzerinde kurulan Şuşa Kalesi, Karabağ Hanlığı’nın kalbi ve Kafkasya’nın zaptedilemez sanat merkezi oldu. Ne var ki hanlıkların tek bir çatı altında birleşememesi, Çarlık Rusyası ve Kaçar Devleti arasındaki jeopolitik rekabete zemin hazırladı. 1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay Antlaşmaları ile Aras Nehri sınır kabul edilerek Azerbaycan coğrafyası ikiye bölündü; kuzey toprakları Çarlık Rusyası tahakkümü altına girdi.
Azerbaycan Halk Cumhuriyeti: Müslüman Doğu’nun İlk Parlamenter ve Demokratik Devleti
28 Mayıs 1918 tarihinde Tiflis’te Mehmed Emin Resulzade reisliğindeki Azerbaycan Millî Şurası tarafından ilan edilen İstiklal Beyannamesi, tüm Türk-İslam dünyasında ve Şark coğrafyasında hürriyet meşalesini yaktı. Etnik köken, din, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bütün yurttaşlara eşit vatandaşlık hakkı tanıyan cumhuriyet; Fransa, İsviçre ve İngiltere gibi pek çok Avrupa ülkesinden evvel kadınlara seçme ve seçilme hakkı bahşederek çağının çok ötesinde bir anayasal vizyon ortaya koydu.
Başkent Bakü’nün Bolşevik ve Taşnak çetelerinin kanlı işgali altında bulunduğu en buhranlı günlerde, Osmanlı Harbiye Nezareti’nin talimatıyla Nuri Paşa kumandasında teşkil edilen Kafkas İslam Ordusu imdada yetişti. 15 Eylül 1918’de Türk ve Azerbaycan neferlerinin omuz omuza vuruşarak kazandığı Bakü Zaferi, şehri işgalden kurtarıp cumhuriyetin payitahtı yaptı. Bu zafer, bugün andığımız ebedi “Bir Millet, İki Devlet” şiarının kanla mühürlenen sarsılmaz temelidir.
format_quote“Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez!”
Sovyet Rejimi, Represyalar ve 20 Ocak Kanlı Yanvar Direnişi
27 Nisan 1920’de Bolşevik 11. Kızıl Ordu’nun müdahalesiyle 23 aylık cumhuriyet idaresi akamete uğratıldı. 1930’lu yıllarda Stalinist terör ve represya mekanizması; Hüseyn Cavid, Mikayıl Müşfig, Ahmed Cevad, Selman Mümtaz gibi Azerbaycan millî mefkûresinin öncü şair ve düşünürlerini Sibirya sürgünlerinde kurşuna dizerek aydın nesli yok etmeyi hedefledi. Buna rağmen halkın hürriyet aşkı ve kültürel benliği sindirilemedi. İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyet cephesinin harcadığı petrolün %70’inden fazlasını temin eden Bakü, faşizmin mağlup edilmesinde tayin edici bir rol oynadı.
1980’lerin sonunda Ermenistan’ın Karabağ üzerindeki hukuksuz toprak iddiaları ve Moskova yönetiminin çifte standardı, Bakü’de milyonları Azadlık Meydanı’na döktü. Sovyet yönetimi bu millî intibahı bastırmak için 19-20 Ocak 1990 gecesi tank ve ağır zırhlı birliklerle Bakü’ye girdi. “Kanlı Yanvar” katliamında silahsız 147 sivil katledildi, yüzlerce masum yaralandı. Lakin bu kanlı gece, Sovyet tahakkümünün tabutuna son çiviyi çakmış; millî bağımsızlık iradesini geri dönülemez bir nehre dönüştürmüştür.
Devlet Müstakilliğinin Yeniden Kazanılması ve Liderlik Yılları
18 Ekim 1991 tarihinde Azerbaycan Ali Sovyeti tarafından kabul edilen Devlet Bağımsızlığı Hakkında Anayasa Akti ile 1918 Halk Cumhuriyeti’nin hukuki varisi olarak modern Azerbaycan Cumhuriyeti tescil edildi. İlk yıllarda vuku bulan siyasi istikrarsızlık, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve etrafındaki yedi rayonu haksız işgali ve iç kargaşa, cumhuriyeti bölünmenin eşiğine getirdi.
1993 yılında halkın talebiyle idareyi devralan Umummillî Lider Haydar Aliyev, devleti dağılmaktan kurtararak iç asayişi tesis etti. 20 Eylül 1994’te dünya devi enerji şirketleriyle imzalanan tarihi “Asrın Sözleşmesi”, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile ülkenin iktisadi bağımsızlığını garantiye aldı. Bu dönemde temelleri atılan modern ordu, güçlü ekonomi ve stratejik diplomasi; 2020 yılındaki 44 Günlük Vatan Savaşı ile 30 yıllık Karabağ işgaline son verecek zaferin kudretli zeminini hazırlamıştır.